31 Ekim 2010 Pazar

oto şov 2010

Geçen hafta,  hiç üşenmeden Üsküdardaki evimizden kalkıp oto şov 2010'a gittik.
Normal şartlar altında Hareme bile giderken trafik diye söylenen eşim çok kıymetli ikibuçuk saatimizi trafiğe hediye etti.
Amacımız büyüyen ailemize ve şehir dışına taşımayı planladığımız yeni hayatımıza uygun yedi kişilik bir aile arabasını gözümüze kestirebilmekti..
Bir kez daha anladım hayatında İstanbul trafiği olmadan yaşamanın ne büyük bir lüks olduğunu.
Büfeye ulaşıp tost bile alamadığım yoğun yağmur eşliğinde feribot beklerken, çalışan anne olmanın ne kadar zor olduğunu düşündüm.
Eve vardığımda küçük bebeğimi kucağıma alacak, büyük kızımla faaliyet yapacak halim kalmamıştı.

27 Ekim 2010 Çarşamba

nevra ne olsun 2

Nevra yemek yemekten yetişkinler gibi zevk alan bir çocuktur.
Bunun nedeni onu hiç zorla bulamaçlarla beslememiş olmam mı bilmiyorum.
Benim kızım güzel pişirilmiş bir balığı pirzolayı yanında sirkeli baharatlı bir salatayla seve seve yer.
Kalabalık sofraların, doğumgünü partilerinin, annesinin arkadaşlarıyla gidilen kahve dükkanlarının müdavimidir.
Akşam yemeklerinde gününün nasıl geçtiğini anlatmaktan, babasıyla beraber sofraya oturmaktan çok zevk alır.
Geçen akşam yine keyifli bir akşam yemeği esnasında, en sevdiği şeyi yani yoğurdu kendi kasesine alırken, bundan başka kimse yiyecek mi, hepsini alabilir miyim, diye sordu.
Eğilip sarıldım ve öptüm ne kadar güzel bir davranış başkalarını düşünmen dedim. Sen böyle yapmıştın daha önce, senden öğrendim dedi.
Daha ne söyleyebilirim..
Nevra kendisinde fazla yokken bile paylaşmayı becerebilecek kadar cömert , kendisini kullanmak isteyebilecek insanların kokusunu da metrelerce öteden alabilecek kadar uyanık olsun.

öğretmen eğitimi

Çocuklara İngilizce Dil Eğitimi Sertifikası 1
Bugün ikinci dersine katıldım.
14 kişi hepsi değişik amaçlarla aynı sıralara oturmuş.
Yabancılar öğrettikleri okuldaki varlıklarını meşrulaştırmak için gelmişler.
Yanımdaki kız Nevra için düşündüğüm okullardan birinde, bir diğeri listemdeki başka bir okulda.
Türklerden de iddialı okullarda öğretenler de var, kırkbeş kişilik devlet okullarında da..
Ben mi niye ordayım?
Benim birden çok nedenim var aslında
yıllardır uzak kaldığım sınıf hasretimi biraz olsun gidermek
anneliğimle öğretmenliğimi sentezlemek
ilerde kendi yerimde kendim öğretebilmek

Günün en haraketli saatlerinde evden uzakta olmak baba, yardımcı ve bazen de büyük anneleri biraz yoruyor ama ben halkın arasına karışıp, yağmurda motoru yakalamaya çalışırken yaşadığımı tekrar hissedip, monotonluktan uzaklaşmanın neşesiyle beni iskeleden alan eşimin boynuna sevgiliymişiz gibi sarılabiliyorum.
Ona göre zaten sevgili değil miyiz ki?

26 Ekim 2010 Salı

kurbağa bayramı

Trafikte yavaş yavaş ilerliyoruz.
Nevra sürekli soru soruyor.
Gaza mı basıyosun frene mi , yolu biliyor musun, nereden biliyorsun..
Anne kurbağa bayramı varmış, herkes gidiyomuş . Ben de gideceğim çok şık giyineceğim sanırım kostümü giyeceğim.
Önce anlamadım ne demek istediğini. Anladığımda ise düzeltemedim.
Şimdiden herkesin kurbağa bayramını kutlarım..

24 Ekim 2010 Pazar

her çocuk spor yapmalı

Çocuğum tenis mi oynasın yüzsün mü, aikidoya mı gitsin yogaya mı diye düşünmeyeceğimi biliyorum.
Benim bir anne olarak tek isteğim, spor yapmaktan mutlu olan bir çocuk yetiştirmek.
Sporu bir zorunluluktan çok hayatın karmaşasından uzaklaşıp mutlu olduğu bir alışkanlık olarak görebilmesine aracı olabilmek.
Bu yaz tenis oynasın diye düşündüm. Hem hava sıcaktı hem de Nevra çok küçük...
Yaz sonunda, geçen sene bir şekilde karşıma çıkan kids sport organizasyonun aradım. Bir hafta sonra başladık.
Televizyon karşısında geçirdiği zamnı biraz daha azaltmak ve haftasonu rehavete kapılmayıp evden dışarı çıkmaktı beklentim
Kids clup beklentimin çok çok üstünde.
Bir saat süren bir antrenman yapıyorlar. Zıplıyorlar, dengede duruyorlar, takla atıyorlar, yatıp yuvarlanıyorlar. Başlarında dört yaşındaki bir çocuğun fiziksel ve pedagojik sınırlarını çok iyi bilen bir antrenörleri var.
Çocuk sporu nedir diye merak ediyorsanız sayfalarına bir göz gezdirin.

http://www.kids-sport.net/

23 Ekim 2010 Cumartesi

cumartesi gecesi ateşi

Cuma gecelerini severim ama cumartesiler bir başkadır.
Cuma gecesi dışarı çıkarken hazırlanmak için çok zaman yoktur, ama cumartesi öyle mi..
Kardeşim bir yerlerde sevdiğine evlenme teklif ediyor.
Dostlarım kaç zamandır gitmek istediğimiz meyhanede bizsiz eğleniyor.
Bir başka yakınım bir yerlerde çok hasta, belki de son saatlerini yaşıyor
Koray yeni aldığı kuş sesleri kitabına bakarken, ben de şehirdeki vejeteryan dostu mekanları araştırıyorum
burnu tıkalı olduğu için uyuyamayan Ranaya uyuması için dönüşümlü olarak destek veriyoruz
hayat böyle

nevra ne olsun 1

Bugün sabah beşte Nevra sessizce uyandırdı beni.
Evet sessizce, annecim sanırım altıma kaçırdım biraz dedi.
Gece boyunca burnu tıkalı olduğu için uykuya bir türlü dalamayan Rana yeni uykuya dalmışken bu kez de böyle uyanmış olmak beni sinirlendirmedi.
Anneyim ben. Kızımı tuvalete götürdüm. Kıyafetlerini değiştirdim ve fazla kaçırmadığını üzülmemesini söyledim.
Bir dahaki sefere daha dikkatli olurum dedi.
Bu senin suçun değil, baban seni tuvalete götürecekti ama ben yatmadan gittiğini söyledim dedim.
Bu benim  suçum annecim diye ekledim.
Sarılıp birbirimiz öptük.
Nevra ne olursa olsun ama hayatta yaptığı hataların sorumluluğunu alabilsin.
Çok da uzatmasın yaptığı iyi işlerle de gurur duymayı da bilsin.
İleri baksın, geçmişe çok takılmasın.